12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
ANAYASA MANAYASA
17 Ocak 2008 00:00

 


  Artık Türkiye, Tayyip Erdoğan’ın istediği gibi oynadığı bir ülke oldu. Ne muhalefet, ne Atatürk ilkeleri, ne laik devlet, ne Türk Silahlı Kuvvetleri, ne şu, ne bu…Hiçbir şey umurunda değil. O, Türk Devletini değiştirmeyi kafasına koymuş ve planını adım adım uyguluyor. İtiraf etmeliyim ki çok da akıllıca oynuyor oyununu.



  Önce halkın dinsel geleneğini kullanmaya ve bunu “oy”a dönüştürmeye çalıştı.  Türban denen ve aslında ne Müslümanlıkta, ne de halkımızın geleneğinde yeri olmayan bir “dinci” simgeyi sonuna kadar sömürdü. Çok başarıyla yaptığı “provokasyonlarla” Laik Cumhuriyetin savunucularına karşı halkımızı kışkırttılar. Kendi siyasal simgeleri olan Türban, sanki muhafazakar halkımızın kullanmakta olduğu başörtüsüyle aynı şeymiş de ulusalcı kesimler buna karşı çıkıyormuş gibi halkımızı “kandırdılar” ve seçimlerde onların oyunu aldılar.



  Daha düne kadar nefret ettikleri ABD ve Batı dünyasının emrine girip, Türkiye’nin tüm zenginliklerini, dış politikasını, bankalarını sattılar savdılar.



  Laik Cumhuriyetin güvencesi olması gereken devletin temel kurumlarını bir bir ele geçirdiler, geçirmekteler:



       -     Cumhurbaşkanlığı gümbür gümbür gitti.



-         TBMM bildiğiniz gibi.



-         YÖK ve üniversiteler artık ellerinde.



-         Anayasa Mahkemesi’ndeki durum ortada. Anlaşılması zor bir seçim sürecinden sonra Haşim Kılıç başkan seçildi.



-         Yüksek yargı organları; Danıştay, Yargıtay, HSYK bir bir ellerine geçmekte.



-          En büyük işçi sendikası olan Türk-İş’in artık AKP’nin arka bahçesi olduğu söyleniyor.



-          Büyük şehirler başta olmak üzere neredeyse tüm kentlerin belediye başkanlıklarını kazacak güce ulaştılar. İzmir bile tehdit altında.



-         Önemli meslek örgütlerini ele geçirmek üzereler. Örneğin Türk Eczacılar Birliği Başkanı olan bir zatı partilerinden milletvekili yaptılar.



-         Solcu olarak bilinen bazı kişileri partilerine alıp önemli görevlere getirdiler.



-         Solun en kuvvetli kesimi olan “Alevileri” bile böldüler. Çıkar sağlayarak, mevki vererek bu en güçlü kaleyi bile düşürmeyi başardılar.



-         VEEE…şimdi herkesin korku ve kaygıyla sorduğu soru şu:



      Bunlar acaba Türk Silahlı Kuvvetlerine “BİLE” “zararsız” mı görünmeye başladılar?



      Acaba Başbakan Erdoğan, komutanların yanında “Asteğmen Tayyip” rolünü başarıyla mı, oynuyor ?



      Acaba  Anayasayı kökten değiştirerek bir AKP Anayasası çıkarılmaya çalışıldığı bu günlerde, orduyu PKK ile “meşgul” etmek için ABD ile AKP anlaşmaya mı vardı? Ordunun sessizliği bundan mı? Bu da, Başbakanın kendine özgü taktiklerinden biri mi?



                             ****



  Başlığın “Anayasa Manayasa” diye atılmasının elbette bir anlamı var:



 Devletin temel kurumları AKP zihniyetinin eline geçmişken, bu kurumların başına tek tek AKP yandaşları atanmışken, yasalar yönetmelikler bu zihniyete uygun olarak çıkarılmaktayken, Anayasa değişse ne olur, değişmese ne olur, diye düşündüğüm için bu başlığı koydum.



  Hele de, ne YÖK Başkanının, ne Başbakan’ın ve ne de tarikatların “anayasa” “manayasatanımadıkları, ve onu “ihlal” etmenin marifet sayıldığı bir ortamda Anayasayı değiştirseniz ne olur, değiştirmeseniz ne olur?



   Ama yine de, yeni Anayasa diye tutturmalarının nedenleri var elbette;



   - Bir defa, türban denen dinci simgeyi önce üniversiteye sonra da orta öğretim kurumlarına sokmak onların özgüvenlerini artırıp, intikam duygularını tatmin edecek



- Kadro olarak ele geçirecekleri, yani politize edecekleriYüksek Yargı’nın elini  Anayasa ile de güçlendirmek elbette amaçlarına ulaşmayı kolaylaştıracaktır.



- Yerel yönetimlere sağlanan “otonomi”nin Türkiye’yi nerelere götürebileceğini bilmiyor olabilirler mi?



-  Ve hedef Türk Silahlı Kuvvetleri!...



   Komutanların yargılanmalarının önünü açacak değişikliklerin ne anlama geldiğini anlamamak olası mı?



     Laik Cumhuriyet’e ve dışlanmakta olan Atatürk ilkelerine sahip çıkabilecek tek kurum gibi görünen TSK’nın komutanlarının önüne konan böyle bir “Anayasal tehdit”, onların “gözlerini korkutmak” amacıyla değil de nedir?



- Askeri Şura kararlarının yargı denetimine açılması da TSK kalesinin  “düşürülmesi” değil midir? Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ordudan atılan “şeriatçı” ordu mensupları, AKP kadrolarının işgalindeki bir Yüksek Yargı’ya gittiklerinde haklarında verilecek kararı düşünebiliyor musunuz? Bunların mahkeme kararlarıyla TSK’ya geri dönmeleri durumunda, Cumhuriyetin “direnebilen” son kalesi de düşmüş olmayacak mıdır?



                                    ****






  Cumartesi ve Pazar günleri ( 19-20 Ocak) Narlıdere AKM’de  AKP’nin ANAYASASI ve elbette amaçları tartışılacak.



  İlk Panel Yılmaz Karakoyunlu tarafından yönetilecek. Konuşmacılar: Prof Dr. Süheyl Batum ve Sabih Kanadoğlu



 İkinci Panelde yönetici benim. Basın’ın görüşlerini aktaracak olan konuşmacılar; Başkent Tv Genel Müdürü Nahit Duru, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu ve Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Tufan Türenç.



 İkinci yani Pazar günü de siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin katılacağı paneller var



  Hepinizi bekliyoruz.



  



 



 








Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları