




Refarandumdan nasıl bir sonuç çıkar?
08 Mart 2010 / 10:33
A&G Araştırma'nın sahibi Adil Gür, 34 ilde 2 bin 406 denekle yapılan kamuoyu araştırmasında bir anayasa değişikliği referandumundan çıkacak sonuçları açıkladı. Gür'e göre "Türk halkı kararsız değil"
SORU-CEVAPIN KONUĞU ADİL GÜRDEN ANKARANIN SATIR SATIR OKUYACAĞI SONUÇLAR VE ANALİZLER:
Söyleşide geçen araştırma A&G tarafından 13-14 Şubatta Türkiyenin yedi coğrafi bölgesindeki, 34 ile bağlı 134 mahalle ve köyde, toplam 2 bin 406 denekle, hanede yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı.
A&G Araştırma şirketinin sahibi Adil Gürle son yaptığı kamuoyu araştırmasının ışığında muhtemel bir anayasa değişikliği referandumu olasılıklarını konuştuk.
Son üç seçim öncesinde yaptığı araştırmalarda gerçeğe çok yakın sonuçlar elde etmesi nedeniyle kendisine bilen adam denilen Gür, yine çok dikkat çekici analizlerde bulundu:
Anayasa değişikliği referandumu şimdiden size nasıl gözüküyor; hakkında kolay bir öngörü yapılabilir mi, yoksa zor mu?
Muhtemel bir referandum en erken haziran başında yapılacak. Dolayısıyla Türkiye gibi değil üç ay, üç gün sonrası bile öngörülemeyen bir ülkede referandum sonucunu bugünden kestirmek çok zor. Ama 20 yılı aşkın bir süredir halkın reflekslerini ölçen biri olarak baktığımda bugünden görünen şey şu; fifty fifty. Yani bu hafta sonu bir referandum yapılmış olsaydı Mutlaka evet çıkar veya Mutlaka hayır çıkar diyemezdik. Benim gördüğüm evet de çıkabilir, hayır da...
Ne evetçiler ne de hayırcılar için çantada keklik bir durum yok yani?
Bence yok. Yaklaşık iki hafta önce yaptığımız son araştırma da bunu destekliyor. Biz o araştırmada hükümet-yargı kavgasıyla ilgili, içinde şıkları da olan bir soru sorduk. Gördük ki Türkiyedeki her 100 seçmenden 34ü Bu yargı hükümetin önünü kesmek için bilerek kasıtlı karar veriyor diyor. Hükümet ve Başbakan hukuk tanımıyor, yargı kararlarını hiçe sayıyor diyen grup yüzde 17. Yüzde 35lik grup da diyor ki Yargı kararları hükümetin işine gelince iyi, gelmeyince kötü. Bu sonuçlara baktığınızda da anlıyorsunuz ki yargı reformunun ön planda olacağı bir referandumda durum çok ortada görünüyor.
Peki ibrenin evete veya hayıra dönmesinde belirleyici ne olabilir?
Referandum ayında Türkiyenin ruh hali! Türkiye o ay neyi konuşuyor, neyi tartışıyor, gündemde ne var; bunlar çok önemli.
Mesela Evet çıkması için Türkiyenin nasıl bir ruh hali içinde olması gerek?
Referandum ayı boyunca Ak Partinin yönetiş tarzının, icraatlarının, Türkiyenin aş, iş ve yoksulluk gibi temel sorunlarının ön plana çıkarılmadığı, tartışılmadığı bir ay olması gerekiyor. Aksi halde bundan zarar gören Ak Parti olur, evetler yüzde 50nin altında kalır.
Ama yok, bunlar değil de Ak Partinin savunduğu değerler üzerinden referanduma gidilirse o zaman işte büyük bir olasılıkla evetler daha çok çıkar.
Hangi değerler onlar?
Mesela Anayasa Mahkemesiyle ilgili değişiklik önerileri türbana bağlanırsa evet oranı artar. Çünkü bugün Türkiyede her 100 kişiden 72si üniversitede türban yasağının kaldırılmasından yana. Aynı şekilde Danıştayla hükümet arasında yaşanan bu ÖSSdeki katsayı meselesi gündeme getirilerek referanduma gidilirse de yine Ak Parti kazançlı çıkar. Çünkü seçmenin büyük bir çoğunluğu meslek liselerindeki katsayının kaldırılmasından yana görüş belirtiyor.
Yargı deyince akla türban geliyor
Pakette türban veya katsayıyla ilgili bir madde olmasa bile mi?
Olmasa bile, çünkü yargı dediğimiz zaman toplumda zaten ister istemez akla imam hatipler ve türban meselesi geliyor. Üniversitelere türbanla girilmesini engelleyen kararı Anayasa Mahkemesi veriyor veya işte imam hatiplerin önündeki katsayı engelinin müsebbibi Danıştay gibi algılanıyor kamuoyunda.
Dolayısıyla bir araştırmacı kimliğiyle değil, ama Adil Gürün şahsi gözlemi olarak ben vatandaşın gerçek sorunları yerine toplumun değer yargılarının tartışıldığı bir ortamda gidilecek referandumun AKPnin lehine sonuçlanacağını düşünüyorum. Referandumla o değer yargıları kesiştirilirse ben bu toplumdan hayır çıkacağını sanmıyorum.
Ya peki bu bir Ak Parti oylamasına dönüşürse?
Dönüşürse işte o zaman referandumda hayır oyları evetten fazla çıkar. Ama orada da şu önemli: Hayırların oranı ne olacak? Eğer anayasa değişiklik paketi yüzde 40-50 arasında bir oyla reddedilirse iktidar partisi bunu kendi lehinde kullanır. Çünkü yüzde 38 oyu olan bir parti yüzde 40-50 arasında desteklenirse bu bir başarısızlık değil, başarı olarak algılanır. 38 kiloluk bir adam 75 kiloyu kaldıramadığı zaman kimse onun üzerine gidemez. Eğer referandumdan evetler yüzde 35-40 arası çıkarsa o da tolere edilebilir. Ama yüzde 35in altı sıkıntı yaratır.
Sürekli kamuoyu araştırması yaptığınız için sizin gözleminiz önemli; toplumdaki kutuplaşmada son durum nedir?
Kutuplaşmada çok enteresan bir noktaya geldik. Yaklaşık 25 yıldır bu toplumun içinde araştırmalar yapıyorum, ilk defa son bir-iki aydır yaptığımız araştırmalarda Kararsızım, Sandığa gitmeyeceğim veya Boş oy vereceğim diyenlerin hepsinin toplamı yüzde 10-18i geçmiyor. Halbuki seçime bir buçuk yıl kala yapılan araştırmalarda yüzde 25-30 kararsız olması lazım. Türk halkı kararsız değil. Herkes kutuplaştı. Herkesin sabit bir fikri var. Öyle ki artık Türkiyede sokakta gördüğünüz her iki kişiden birisi bir haber kanalında konuşmaya aday; insanlar o denli taraftar. Yaptığımız son araştırmaya göre de insanların yüzde 53ü Bugün seçim olsa partimden başkasına oy vermem diyor. Yani büyük bir çoğunluğun ikinci partisi dahi yok.
Diğer partilerin etkisi
Acaba bu kutuplaşma referanduma da yansır mı?
Kutuplaşma bu kadar keskin olmasına rağmen kesin yansır demem zor. Çünkü şu üç unsur var: Birincisi referandumlarda seçmen geçişleri yaşanır. Yani referandum maddelerine evet diyecek MHPlisi, DPlisi, DSPlisi, SPlisi vs. çıkar.
İkincisi Türkiye kutuplaştı diyoruz, ama nerede yer aldığını hiç tartışmadığımız, diğer partiler adı altında gözüken, son seçimde yüzde 10un oy altında oy alan yüzde 22.6lık da bir kesim var. Onların referandumda hangi yönde tavır alacakları sonucu belirleyebilir ve biz onların ne yapacağını bilmiyoruz.
Üçüncü ve en önemlisi de gündemi kimin belirleyeceği meselesi. Çünkü önümüzdeki üç ay boyunca iktidar bu referandumu bir güven oylamasına dönüştürmemeye, muhalefet de kampanyasında hep bu temayı işlemeye çalışacaktır.
Sizce hangi taraf başarılı olur?
Son sekiz yıla baktığımızda Türkiyede gündemi iktidar belirliyor. Türkiyede gündemi iktidar belirlediği müddetçe bu referandum AKPnin devamına evet mi hayır mıya dönüşmesi öyle kolay olmaz.
Tabii bunu söylerken şunu da ima etmek istemiyorum; yani Bugün Balyoz, yarın bilmem Balta operasyonu çıkacak demiyorum. Benim her fırsatta söylediğim şu: AKP hakikaten kamuoyunun nabzını iyi tutan bir parti. Bir tek Kürt açılım sürecinde nabzı iyi tutamadılar. O süreçte neden bu kadar saçma sapan işler yaptılar, açıkçası onun şifrelerini de ben hâlâ çözemedim.
İkinci One minute
Bu nabız dediğiniz türban olabilir, katsayı olabilir, ama mesela one minute de olabilir mi?
Şimdi sorduğunuz için bir laf söyleyeceğim, yine iddialı laf söylüyor diyecekler bana, ama önümüzdeki dönemde Obamaya ikinci bir one minutee hazır olalım bence. Çünkü belli ki Ermeni meselesi birkaç ay Türkiyede gündemi meşgul edecek. Tam böyle bir ortamda Amerikaya da one minute demek bence çok mümkün. Hele de referandum öncesi son derece şık olur.
Başbakan Hayır çıksa da seçime gitmem dedi; ama zaten mantıklı olan o şartlarda seçime gitmemesi değil mi?
Gayet tabii, yara almışsınız, yaralıyken meydana güreşmeye çıkılır mı?
Diyelim ki yüzde 70 evet çıktı; peki o rüzgârla seçime gitmeli mi?
Hayır, çünkü muhtemel bir referandumdan çıkan sonuçla muhtemel bir genel seçim sonuçlarının uzaktan yakından ilgisi olmayabilir. İnsanlar referandumda farklı, milletvekili seçimlerinde farklı reflekslerle davranabilir.
Sonuç olarak Başbakan size Adil Gür, bu referandumu yapmak bana zarar verir mi, vermez mi diye sorsa, ne önerirsiniz?
Ben olsam yaparım, derim. Neden yaparım? Referandum demek Türkiyenin önümüzdeki dört-beş ay yeni bir gündem maddesi demek. Algıları yönetmek, yoksulluğu, yolsuzluğu konuşmamak demek. Bence Ak Parti açısından çok ideal olur, yüksek oranda evet çıkarsa çok daha ideal olur. Ama tabii o gazla da erken seçime gitmeyin, yanılabilirsiniz, derim. Ekonomide iyileştirmeler olmadan sadece referandum başarısı yetmez.
Vatandaş erken seçim istemiyor
CHP lideri Baykal AKP referanduma giderse evdeki bulgurdan da olabilir demişti?
Olmaz, yüzde 50nin üzerinde evet oyu çıkması referandumda uzak ihtimal değil. Çünkü tekrar söylüyorum, iktidar gündemi çok iyi yönetiyor.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaşın Yüzde 10luk seçim barajı indirilmeyecekse paketi desteklemeyiz tavrı için ne dersiniz?
Anayasaya göre seçim kanununda yapılan değişiklikler ilk bir yıl içerisinde gerçekleştirilecek seçimlerde uygulanamaz. Diyelim ki Ak Parti barajı yüzde 7ye indirdi, bu yüzden referandumda da yüzde 70 evet çıktı, ama daha bir yıl geçmeden seçim kararı aldı; ne olacak?
En azından ilk seçim için çok garantili bir pazarlık değil yani. Peki, MHP lideri Bahçeli ve DSP Genel Başkanı Türker de diyor ki Referandum olursa erken seçim şart?
Şimdi yine bana kızanlar çıkacaktır, ama Türkiyede muhalefet niye seçim istiyor ben hiç anlamış değilim. Son 15 gün içerisinde yaptığımız araştırmada halkın yüzde 64ü diyor ki Seçimler zamanında Temmuz 2011de yapılsın.
Neden sizce?
Çünkü değişimi öngöremiyor. Halk diyor ki Seçim olsa ne olacak kardeşim, ne değişecek?
Hani aş, iş, yoksulluk meseleleri?
Tamam iktidar işsiz bıraktı, işsizlerle ilgili ne yapılacağına dair hiçbir çözüm önerisi yok, ama Allah aşkına söyler misiniz Türkiyedeki muhalefet partileri işsizlerle ilgili ne yapacaklarını söylüyorlar mı? Söylüyorlarsa da işsiz bunu duyuyor mu? O işsizde yeni bir algı yaratabiliyorlar mı?
Siz dil kursuna gitmekten vazgeçtiniz herhalde; altı ay önceki söyleşimizde AKPnin tek başına iktidar olmayacağını iddia ediyorum, doğru çıkmazsa yurtdışında uzun bir dil kursuna giderim demiştiniz. Şimdi bu teziniz çürümüş olmuyor mu?
Hayır, ben hâlâ aynı noktadayım. Ben diyorum ki genel seçim ufukta göründüğünde Türkiyede insanlar cebine bakarak karar verecek. Çünkü bugün Türkiyede gerçek işsiz sayısı 6-7 milyon, ailesiyle beraber 12-13 milyon, bunlara yardım eden ailelerle birlikte 25-30 milyon. Şimdi 30 milyon insanın etkilendiği işsizlik gibi bir mesele varken bir iktidarın oy kaybetmemesi hem iktisat hem de siyaset bilimine aykırı.
Ama buna rağmen bakıyorsunuz iktidar çok cüzi bir oranda oy kaybediyor, muhalefet de çok fazla kazanım elde edemiyor. Bunun temel nedeni biz gündemimizi takip etmiyoruz. İşi, aşı, yoksulluğu konuşmuyoruz. Zaten son araştırmamızda da seçmenin yüzde 60ından fazlası İktidarıyla, muhalefetiyle siyasi partiler benim gündemimi tartışmıyor diyor. Buna her partinin seçmeni dahil. AKP seçmeninin çoğunluğu dahi Siyasetçiler benim gündemimi konuşmuyor diyor. Onun içindir ki vatandaş seçim istemiyor, çünkü bir değişim göremiyor. AKPlilerin 87si seçim zamanında yapılsın diyor. CHPye oy vereceğim diyen seçmenlerin sadece yüzde 50si bu yıl seçim istiyor. MHPye oy verenlerin yüzde 60tan da fazlası seçim istemiyor.
Oysa Bahçeli her salı grup konuşmasında erken seçim diyor?
Yaptığımız araştırmaya göre taban aynı fikirde değil. Ekim-Kasım 2010da seçim isteyenlerin toplamı yüzde 22; Nisan-Mayıs 2011de seçim isteyenlerin oranı yüzde 4.2; Temmuz 2011de seçim isteyenlerin toplamı yüzde 64. Fikrim yok diyenleri de dağıtırsak erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 24 buçuk, zamanında seçim isteyenlerin oranı yüzde 70lere çıkıyor.
Yeni bir parti fikrine ilgi azalıyor
Vatandaş erken seçim istemiyor, peki yeni bir parti istiyor mu?
Bundan altı-yedi ay önce seçmende yeni parti talebi daha fazlaydı. Bugün ise seçmenin yüzde 35i Yeni partiye ihtiyaç var diyor.
Merkezde mi, solda mı, sağda mı; daha çok nasıl bir parti isteniyor?
Yeni parti isteyenlerin büyük bir çoğunluğu baskın bir siyasi kimliğe ilgi göstermiyor. Merkezde olsun veya hiçbiri olsun diyenlerin toplamı yüzde 60tan fazla. Sağda olsun diyenler yüzde 18, solda olsun diyenler yüzde 16 civarında.
Hiçbirinde ne demek?
Yani yeni bir parti olsun ama bana kendisini merkezde diye bile tarif etmesin diyor seçmen. İdeolojik bir tarif istemiyor. Yeni parti kurmak isteyenler gelip danışsa onlara da söyleyeceğim bu olur; Kendinizi isimlendirmeyin, bırakın halk sizi nasıl görmek istiyorsa öyle görsün.
Araştırmanın Künyesi
Söyleşimizde geçen araştırma A&G tarafından 13-14 Şubatta Türkiyenin yedi coğrafi bölgesindeki, 34 ile bağlı 134 mahalle ve köyde, toplam 2 bin 406 denekle, hanede yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı.
Haber 7
Söyleşide geçen araştırma A&G tarafından 13-14 Şubatta Türkiyenin yedi coğrafi bölgesindeki, 34 ile bağlı 134 mahalle ve köyde, toplam 2 bin 406 denekle, hanede yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı.
A&G Araştırma şirketinin sahibi Adil Gürle son yaptığı kamuoyu araştırmasının ışığında muhtemel bir anayasa değişikliği referandumu olasılıklarını konuştuk.
Son üç seçim öncesinde yaptığı araştırmalarda gerçeğe çok yakın sonuçlar elde etmesi nedeniyle kendisine bilen adam denilen Gür, yine çok dikkat çekici analizlerde bulundu:
Anayasa değişikliği referandumu şimdiden size nasıl gözüküyor; hakkında kolay bir öngörü yapılabilir mi, yoksa zor mu?
Muhtemel bir referandum en erken haziran başında yapılacak. Dolayısıyla Türkiye gibi değil üç ay, üç gün sonrası bile öngörülemeyen bir ülkede referandum sonucunu bugünden kestirmek çok zor. Ama 20 yılı aşkın bir süredir halkın reflekslerini ölçen biri olarak baktığımda bugünden görünen şey şu; fifty fifty. Yani bu hafta sonu bir referandum yapılmış olsaydı Mutlaka evet çıkar veya Mutlaka hayır çıkar diyemezdik. Benim gördüğüm evet de çıkabilir, hayır da...
Ne evetçiler ne de hayırcılar için çantada keklik bir durum yok yani?
Bence yok. Yaklaşık iki hafta önce yaptığımız son araştırma da bunu destekliyor. Biz o araştırmada hükümet-yargı kavgasıyla ilgili, içinde şıkları da olan bir soru sorduk. Gördük ki Türkiyedeki her 100 seçmenden 34ü Bu yargı hükümetin önünü kesmek için bilerek kasıtlı karar veriyor diyor. Hükümet ve Başbakan hukuk tanımıyor, yargı kararlarını hiçe sayıyor diyen grup yüzde 17. Yüzde 35lik grup da diyor ki Yargı kararları hükümetin işine gelince iyi, gelmeyince kötü. Bu sonuçlara baktığınızda da anlıyorsunuz ki yargı reformunun ön planda olacağı bir referandumda durum çok ortada görünüyor.
Peki ibrenin evete veya hayıra dönmesinde belirleyici ne olabilir?
Referandum ayında Türkiyenin ruh hali! Türkiye o ay neyi konuşuyor, neyi tartışıyor, gündemde ne var; bunlar çok önemli.
Mesela Evet çıkması için Türkiyenin nasıl bir ruh hali içinde olması gerek?
Referandum ayı boyunca Ak Partinin yönetiş tarzının, icraatlarının, Türkiyenin aş, iş ve yoksulluk gibi temel sorunlarının ön plana çıkarılmadığı, tartışılmadığı bir ay olması gerekiyor. Aksi halde bundan zarar gören Ak Parti olur, evetler yüzde 50nin altında kalır.
Ama yok, bunlar değil de Ak Partinin savunduğu değerler üzerinden referanduma gidilirse o zaman işte büyük bir olasılıkla evetler daha çok çıkar.
Hangi değerler onlar?
Mesela Anayasa Mahkemesiyle ilgili değişiklik önerileri türbana bağlanırsa evet oranı artar. Çünkü bugün Türkiyede her 100 kişiden 72si üniversitede türban yasağının kaldırılmasından yana. Aynı şekilde Danıştayla hükümet arasında yaşanan bu ÖSSdeki katsayı meselesi gündeme getirilerek referanduma gidilirse de yine Ak Parti kazançlı çıkar. Çünkü seçmenin büyük bir çoğunluğu meslek liselerindeki katsayının kaldırılmasından yana görüş belirtiyor.
Yargı deyince akla türban geliyor
Pakette türban veya katsayıyla ilgili bir madde olmasa bile mi?
Olmasa bile, çünkü yargı dediğimiz zaman toplumda zaten ister istemez akla imam hatipler ve türban meselesi geliyor. Üniversitelere türbanla girilmesini engelleyen kararı Anayasa Mahkemesi veriyor veya işte imam hatiplerin önündeki katsayı engelinin müsebbibi Danıştay gibi algılanıyor kamuoyunda.
Dolayısıyla bir araştırmacı kimliğiyle değil, ama Adil Gürün şahsi gözlemi olarak ben vatandaşın gerçek sorunları yerine toplumun değer yargılarının tartışıldığı bir ortamda gidilecek referandumun AKPnin lehine sonuçlanacağını düşünüyorum. Referandumla o değer yargıları kesiştirilirse ben bu toplumdan hayır çıkacağını sanmıyorum.
Ya peki bu bir Ak Parti oylamasına dönüşürse?
Dönüşürse işte o zaman referandumda hayır oyları evetten fazla çıkar. Ama orada da şu önemli: Hayırların oranı ne olacak? Eğer anayasa değişiklik paketi yüzde 40-50 arasında bir oyla reddedilirse iktidar partisi bunu kendi lehinde kullanır. Çünkü yüzde 38 oyu olan bir parti yüzde 40-50 arasında desteklenirse bu bir başarısızlık değil, başarı olarak algılanır. 38 kiloluk bir adam 75 kiloyu kaldıramadığı zaman kimse onun üzerine gidemez. Eğer referandumdan evetler yüzde 35-40 arası çıkarsa o da tolere edilebilir. Ama yüzde 35in altı sıkıntı yaratır.
Sürekli kamuoyu araştırması yaptığınız için sizin gözleminiz önemli; toplumdaki kutuplaşmada son durum nedir?
Kutuplaşmada çok enteresan bir noktaya geldik. Yaklaşık 25 yıldır bu toplumun içinde araştırmalar yapıyorum, ilk defa son bir-iki aydır yaptığımız araştırmalarda Kararsızım, Sandığa gitmeyeceğim veya Boş oy vereceğim diyenlerin hepsinin toplamı yüzde 10-18i geçmiyor. Halbuki seçime bir buçuk yıl kala yapılan araştırmalarda yüzde 25-30 kararsız olması lazım. Türk halkı kararsız değil. Herkes kutuplaştı. Herkesin sabit bir fikri var. Öyle ki artık Türkiyede sokakta gördüğünüz her iki kişiden birisi bir haber kanalında konuşmaya aday; insanlar o denli taraftar. Yaptığımız son araştırmaya göre de insanların yüzde 53ü Bugün seçim olsa partimden başkasına oy vermem diyor. Yani büyük bir çoğunluğun ikinci partisi dahi yok.
Diğer partilerin etkisi
Acaba bu kutuplaşma referanduma da yansır mı?
Kutuplaşma bu kadar keskin olmasına rağmen kesin yansır demem zor. Çünkü şu üç unsur var: Birincisi referandumlarda seçmen geçişleri yaşanır. Yani referandum maddelerine evet diyecek MHPlisi, DPlisi, DSPlisi, SPlisi vs. çıkar.
İkincisi Türkiye kutuplaştı diyoruz, ama nerede yer aldığını hiç tartışmadığımız, diğer partiler adı altında gözüken, son seçimde yüzde 10un oy altında oy alan yüzde 22.6lık da bir kesim var. Onların referandumda hangi yönde tavır alacakları sonucu belirleyebilir ve biz onların ne yapacağını bilmiyoruz.
Üçüncü ve en önemlisi de gündemi kimin belirleyeceği meselesi. Çünkü önümüzdeki üç ay boyunca iktidar bu referandumu bir güven oylamasına dönüştürmemeye, muhalefet de kampanyasında hep bu temayı işlemeye çalışacaktır.
Sizce hangi taraf başarılı olur?
Son sekiz yıla baktığımızda Türkiyede gündemi iktidar belirliyor. Türkiyede gündemi iktidar belirlediği müddetçe bu referandum AKPnin devamına evet mi hayır mıya dönüşmesi öyle kolay olmaz.
Tabii bunu söylerken şunu da ima etmek istemiyorum; yani Bugün Balyoz, yarın bilmem Balta operasyonu çıkacak demiyorum. Benim her fırsatta söylediğim şu: AKP hakikaten kamuoyunun nabzını iyi tutan bir parti. Bir tek Kürt açılım sürecinde nabzı iyi tutamadılar. O süreçte neden bu kadar saçma sapan işler yaptılar, açıkçası onun şifrelerini de ben hâlâ çözemedim.
İkinci One minute
Bu nabız dediğiniz türban olabilir, katsayı olabilir, ama mesela one minute de olabilir mi?
Şimdi sorduğunuz için bir laf söyleyeceğim, yine iddialı laf söylüyor diyecekler bana, ama önümüzdeki dönemde Obamaya ikinci bir one minutee hazır olalım bence. Çünkü belli ki Ermeni meselesi birkaç ay Türkiyede gündemi meşgul edecek. Tam böyle bir ortamda Amerikaya da one minute demek bence çok mümkün. Hele de referandum öncesi son derece şık olur.
Başbakan Hayır çıksa da seçime gitmem dedi; ama zaten mantıklı olan o şartlarda seçime gitmemesi değil mi?
Gayet tabii, yara almışsınız, yaralıyken meydana güreşmeye çıkılır mı?
Diyelim ki yüzde 70 evet çıktı; peki o rüzgârla seçime gitmeli mi?
Hayır, çünkü muhtemel bir referandumdan çıkan sonuçla muhtemel bir genel seçim sonuçlarının uzaktan yakından ilgisi olmayabilir. İnsanlar referandumda farklı, milletvekili seçimlerinde farklı reflekslerle davranabilir.
Sonuç olarak Başbakan size Adil Gür, bu referandumu yapmak bana zarar verir mi, vermez mi diye sorsa, ne önerirsiniz?
Ben olsam yaparım, derim. Neden yaparım? Referandum demek Türkiyenin önümüzdeki dört-beş ay yeni bir gündem maddesi demek. Algıları yönetmek, yoksulluğu, yolsuzluğu konuşmamak demek. Bence Ak Parti açısından çok ideal olur, yüksek oranda evet çıkarsa çok daha ideal olur. Ama tabii o gazla da erken seçime gitmeyin, yanılabilirsiniz, derim. Ekonomide iyileştirmeler olmadan sadece referandum başarısı yetmez.
Vatandaş erken seçim istemiyor
CHP lideri Baykal AKP referanduma giderse evdeki bulgurdan da olabilir demişti?
Olmaz, yüzde 50nin üzerinde evet oyu çıkması referandumda uzak ihtimal değil. Çünkü tekrar söylüyorum, iktidar gündemi çok iyi yönetiyor.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaşın Yüzde 10luk seçim barajı indirilmeyecekse paketi desteklemeyiz tavrı için ne dersiniz?
Anayasaya göre seçim kanununda yapılan değişiklikler ilk bir yıl içerisinde gerçekleştirilecek seçimlerde uygulanamaz. Diyelim ki Ak Parti barajı yüzde 7ye indirdi, bu yüzden referandumda da yüzde 70 evet çıktı, ama daha bir yıl geçmeden seçim kararı aldı; ne olacak?
En azından ilk seçim için çok garantili bir pazarlık değil yani. Peki, MHP lideri Bahçeli ve DSP Genel Başkanı Türker de diyor ki Referandum olursa erken seçim şart?
Şimdi yine bana kızanlar çıkacaktır, ama Türkiyede muhalefet niye seçim istiyor ben hiç anlamış değilim. Son 15 gün içerisinde yaptığımız araştırmada halkın yüzde 64ü diyor ki Seçimler zamanında Temmuz 2011de yapılsın.
Neden sizce?
Çünkü değişimi öngöremiyor. Halk diyor ki Seçim olsa ne olacak kardeşim, ne değişecek?
Hani aş, iş, yoksulluk meseleleri?
Tamam iktidar işsiz bıraktı, işsizlerle ilgili ne yapılacağına dair hiçbir çözüm önerisi yok, ama Allah aşkına söyler misiniz Türkiyedeki muhalefet partileri işsizlerle ilgili ne yapacaklarını söylüyorlar mı? Söylüyorlarsa da işsiz bunu duyuyor mu? O işsizde yeni bir algı yaratabiliyorlar mı?
Siz dil kursuna gitmekten vazgeçtiniz herhalde; altı ay önceki söyleşimizde AKPnin tek başına iktidar olmayacağını iddia ediyorum, doğru çıkmazsa yurtdışında uzun bir dil kursuna giderim demiştiniz. Şimdi bu teziniz çürümüş olmuyor mu?
Hayır, ben hâlâ aynı noktadayım. Ben diyorum ki genel seçim ufukta göründüğünde Türkiyede insanlar cebine bakarak karar verecek. Çünkü bugün Türkiyede gerçek işsiz sayısı 6-7 milyon, ailesiyle beraber 12-13 milyon, bunlara yardım eden ailelerle birlikte 25-30 milyon. Şimdi 30 milyon insanın etkilendiği işsizlik gibi bir mesele varken bir iktidarın oy kaybetmemesi hem iktisat hem de siyaset bilimine aykırı.
Ama buna rağmen bakıyorsunuz iktidar çok cüzi bir oranda oy kaybediyor, muhalefet de çok fazla kazanım elde edemiyor. Bunun temel nedeni biz gündemimizi takip etmiyoruz. İşi, aşı, yoksulluğu konuşmuyoruz. Zaten son araştırmamızda da seçmenin yüzde 60ından fazlası İktidarıyla, muhalefetiyle siyasi partiler benim gündemimi tartışmıyor diyor. Buna her partinin seçmeni dahil. AKP seçmeninin çoğunluğu dahi Siyasetçiler benim gündemimi konuşmuyor diyor. Onun içindir ki vatandaş seçim istemiyor, çünkü bir değişim göremiyor. AKPlilerin 87si seçim zamanında yapılsın diyor. CHPye oy vereceğim diyen seçmenlerin sadece yüzde 50si bu yıl seçim istiyor. MHPye oy verenlerin yüzde 60tan da fazlası seçim istemiyor.
Oysa Bahçeli her salı grup konuşmasında erken seçim diyor?
Yaptığımız araştırmaya göre taban aynı fikirde değil. Ekim-Kasım 2010da seçim isteyenlerin toplamı yüzde 22; Nisan-Mayıs 2011de seçim isteyenlerin oranı yüzde 4.2; Temmuz 2011de seçim isteyenlerin toplamı yüzde 64. Fikrim yok diyenleri de dağıtırsak erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 24 buçuk, zamanında seçim isteyenlerin oranı yüzde 70lere çıkıyor.
Yeni bir parti fikrine ilgi azalıyor
Vatandaş erken seçim istemiyor, peki yeni bir parti istiyor mu?
Bundan altı-yedi ay önce seçmende yeni parti talebi daha fazlaydı. Bugün ise seçmenin yüzde 35i Yeni partiye ihtiyaç var diyor.
Merkezde mi, solda mı, sağda mı; daha çok nasıl bir parti isteniyor?
Yeni parti isteyenlerin büyük bir çoğunluğu baskın bir siyasi kimliğe ilgi göstermiyor. Merkezde olsun veya hiçbiri olsun diyenlerin toplamı yüzde 60tan fazla. Sağda olsun diyenler yüzde 18, solda olsun diyenler yüzde 16 civarında.
Hiçbirinde ne demek?
Yani yeni bir parti olsun ama bana kendisini merkezde diye bile tarif etmesin diyor seçmen. İdeolojik bir tarif istemiyor. Yeni parti kurmak isteyenler gelip danışsa onlara da söyleyeceğim bu olur; Kendinizi isimlendirmeyin, bırakın halk sizi nasıl görmek istiyorsa öyle görsün.
Araştırmanın Künyesi
Söyleşimizde geçen araştırma A&G tarafından 13-14 Şubatta Türkiyenin yedi coğrafi bölgesindeki, 34 ile bağlı 134 mahalle ve köyde, toplam 2 bin 406 denekle, hanede yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı.
Haber 7
YORUMLAR
Bu habere ilk yorumu siz ekleyin.
YAZARLAR
ALINTI YAZILAR













