AKP çok sevinmesin, yarını düşünsün !

Yazar: Suat ÇAĞLAYAN



 





 



  Eğer AKP’nin kapatma kararı bugün belli olmasaydı yazıma şöyle başlayacaktım ; 



“GALİBA AKP KAPATILMAYACAK, ANCAK UZUN DÖNEMDE BU ONUN İŞİNE YARAMAYACAK!”



  AKP’nin (galiba) kapanmayacağını bana yazdıran nedenleri biliyorsunuz. Bunların başında ABD ve AB’den gelen büyük baskı var. Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris, Türkiye’ye gelip döndükten sonra gazetecilere şunları söylemişti:



  “Dün, AKP’nin kapatılacağı yönünde önemli göstergeler vardı, ama artık bu hava kaybolmuş görünüyor”



  Sadece bu kadar değil elbette. Karar açıklanmadan bir gün önce bile bazı gazeteler Anayasa Mahkemesindeki skoru 6-5 olarak belirlemişti. Neredeyse hangi üyenin ne oy kullanacağına kadar öngörüde bulunabilme cesaretini gösterenler- aklı başında birçok kişinin canını sıksalar da- ne yazık ki sonunda haklı çıktılar;



  Hem skoru, hem de üyelerin oylarını tutturdular



  Kapatılma yönünde oy kullanan 6 üyenin bu kararı ile AKP sadece uyarılmış (gibi) oldu. Ancak bu uyarılma biraz “mahcubiyet” taşıyor gibiydi. Hazine yardımının sadece yarısının kesilmesi beklenen cezaların en hafifi olarak yorumlandı.



  Bu karar açıklanmadan birkaç saat önce bir bankanın üst düzey yöneticisi olan bir arkadaşım beni arayarak,



  Abi sen kapatılacak diyorsun ama Borsa başka şey söylüyor. Son birkaç gündür Borsa aldı başını gidiyor. Borsanın %70’i yabancılarda olduğundan, onlar AKP’nin kapatılmayacağını görmüş olmalılar ki Borsada satın alıyorlar” dedi.



  Beklenen, daha doğrusu Türkiye üzerinde oyunlarını sürdürmek isteyenlerin isteği yerine gelmiştir.



  AKP kapatılmasa bile, onu “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” haline getirenlerin bir süre için bile olsa siyaset yapmalarının yasaklanmasını bekleyenler düş kırıklığına uğramışlardır.



                                           ****





 



  Şimdi bu karara bir de AKP cephesinden bakalım.



  AKP, bu karara sevinmemelidir, çünkü;



1-     AKP, bu kararla Anayasa Mahkemesi üyelerinin neredeyse tamamı (Haşim Kılıç hariç) tarafından “laikliğe karşı eylemlerin odağı” olarak kabul edilmiştir. Bundan böyle ne Çankaya’nın AKP’lisi ve ne de Başbakanlıktaki AKP’li kendini rahat hissetmeyecek, “acaba kızarlar mı?” korkusunu hep yaşayacaktırlar.



2-     Eğer ders almazlar da –küçük bir aradan sonra- laiklik karşıtı uygulamalarına devam ederlerse işte o zaman başlarına geleceği, ne Ergenekon suçlaması ile baskılayabilirler, ne de batılı destekçilerini yurtsever kurum ve kuruluşlara saldırtarak önleyebilirler.



   Bu konuda daha çok şeyin yazılıp çizileceği anlaşılıyor. Ancak, AKP’nin –şimdilik de olsa, kısmen de olsa- Yüksek Yargıda elde ettiği başarı şimdilik Yüksek Yargı üzerine gitmesi gereğini ortadan kaldırmıştır.



  Henüz emekli olmamış olan(!) ve üstelik Savcı Öz tarafından Ergenekoncu diye –henüz- suçlanmamış olan bir komutan “Laiklik karşıtı eylemler” için şunu söylemişti:



  “Laik Cumhuriyetin üç önemli koruyucusu vardır. En önemli koruyucu TBMM’dir. Ne yazık ki, oradaki yapı bu görevi yapabilecek nitelikte görünmemiştir.



   İkinci koruyucu baraj Yüksek Yargıdır. Bugün Yüksek Yargı elinden geleni yaparak laik Cumhuriyeti korumaya çalışmaktadır. Yasal değişiklikler yaparak Yüksek Yargının etkisiz hale getirildiği durumdaysa Tanrı Türkiye’yi korusun!”



 





 


http://www.haberkapisi.com/ sitesinden 30.07.2010 tarihinde yazdırılmıştır.