Bayram tatili sonunda bitti. Bana göre bayram neşesi Ahsen yengeydi. Sağ olsun bizi gündemsiz bırakmadı. Tabi bir de her bayramda yaşanan vahşet manzaralarını unutmamak lazım.
Kendini kesenden tutun da , kurbanlık hayvanı kesemeyip işkence eden vatandaşlarımıza kadar, yine hafızalardan silinmeyecek görüntülere şahit olduk.
Tabii bir de kaza bilançolarını unutmamak lazım.Yine yollarda telef olan bir çok ölü ve yaralı ile bayramı noktaladık.
Bayram ertesi İsviçre'den aldığımız haber ise yaşanan bütün olumsuzlukların sanki tuzu biberi oldu.
İsviçrede ki referandum sonucunda minare yasağına evet ,dış ülkelere silah ve savaş malzemeleri satışının durdurulmasına hayır oyu çıkması dünyada tepki yarattığı kadar, bana kalırsa bir gerçeği de ortaya koymuş oldu.
Evet ,yaşadığımız dünyada din özgürlüğü engellenmek,savaş ise körüklenmek istenmekte.İnsanlar arası barış istenmemekte. Son yıllarda insanoğlunun yaşadığı krizler, yaşamsal erezyonlar ,savaşlar ,dini baskılar sanki İsviçre'nin almış olduğu bu kararı perçinliyor.
Sevgili okuyucular ,bu pilav daha çok su kaldırır .Köşe yazarları konu hakkında bol bol yazarlar.Gelin biz bayram neşesi Ahsen yengeden bahsedelim.
Bayram tatili için tüm hazırlıklarını yapan Ahsen hanımın THY macerasını hepiniz basından okumuşsunuzdur. İstanbul'dan Atatürk Hava Limanı VIP salonuna gelen Ahsen Hanım, hatırlarsanız Kıbrıs yerine Ankara'ya uçunca olanlar olmuştu.
THY yetkilileri söz konusu yanlışlığın telafi edilmesi için özür üstüne özür dilerken Ahsen Hanım Bunu bir tek şartla affedebilirim, hayatım boyunca kullanabileceğim bir Pass Bilet verin tatlıya bağlayalım. Ha bu arada Kemal'e de vermezseniz adil olmaz, bir pass bilet onun da hakkı demez mi?
Karışıklığın kurbanı olup, aslında her şeyi önceden Rabbine soran Ahsen Unakıtan, bir anlık hatanın telafisini Kâr'a çevirmenin mutluluğunu yaşarken, haberi okuyan sizlerin de en az benim kadar şaşkınlık içinde kaldığınızı hissedebiliyorum.
http://www.haberkapisi.com/ sitesinden 30.07.2010 tarihinde yazdırılmıştır.