Gözaltına alınmak ve/veya tutuklanmanın ne anlama geldiği, gözaltına alınanların kimliğine ve ait olduğu kurum veya mesleğe göre farklılıklar gösterir.
- Ordu veya kuvvet komutanlığı yapmış olan emekli orgenerallerin –kanıtlanamayan iddialarla- göz altına alınmaları veya tutuklanmaları, onlar için onur kırıcıdır ve aşağılanmadır. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ (TSK) İÇİNSE, HEM BİR AŞAĞILANMA VE HEM DE GÖZDAĞIDIR.
- Bir gazetecinin, uydurma bir senaryo sonucu gözaltına alınması ise ‘GAZETECİLİK MESLEĞİ’ ADINA BİR AŞAĞILANMADIR. Ancak, gözaltına alınan GAZETECİ için – yaratacağı fiziksel sıkıntı hariç- AŞAĞILANMA DEĞİLDİR hatta mesleki başarısını gösteren bir gösterge bile olabilir.
- Bir işadamının aynı nedenlerle tutuklanması – yarattığı fiziksel ve psikolojik sıkıntılar hariç- onur kırıcı değildir. Aksine, yurtsever olmakla suçlandığından onur verici olarak bile kabul edilebilir.
Bunlar arasında, Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’a yapılanları mercek altına alarak değerlendirmek gerekir. Çünkü, hukukun çok ötesinde değerlendirilmesi gereken bu iki olay –hem TSK ve hem de bu orgeneraller açısından- es geçilemeyecek kadar büyük öneme sahiptir.
a- Kendileri açısından önemi büyüktür, çünkü, TSK’nın en yüksek makamına çıkmış insanların “içeri alınması” çok büyük onur yaralanmasıdır. Onlar, yaşamları boyunca bu aşağılanmayı unutmayacaklardır.
b- Bu gözaltıların TSK için önemi, TSK’yı yöneten ve yönetecek olan tüm komutanlarımıza yönelik bir hareket olmasındandır. Çünkü bu önem Atatürk’ün TSK’ya verdiği, laik cumhuriyeti koruma görevinden gelmektedir.
DİNCİ VE ŞERİATÇI ÇEVRELER, TSK İÇİN ŞUNU DÜŞÜNMEKTEDİR:
“TSK, ATATÜRK’ÜN LAİK CUMHURİYETİ KURARAK YARATTIĞI ‘TRAVMA’NIN DEVAM ETMESİNİ SAĞLAYAN BİR KURUMDUR. BU KURUMUN ‘HAKKINDAN GELMEK İÇİN’ TSK HALKIN GÖZÜNDEN DÜŞÜRÜLMELİ VE AŞAĞILANMALIDIR.”
****
Bazı olayların kişi ve kurumlarda yarattığı tahribat kadar, toplumda oluşturduğu etki önemlidir. Emekli orgenerallerin gözaltına alınması bu açıdan değerlendirilmelidir.
TSK, bu tutuklamalardan sonra artık 3 ay önceki TSK değildir.
TSK artık, laik Cumhuriyetin rövanşını almada ilk hedef olarak seçilmiş ve “onursal dokunulmazlığı” yerle bir edilmiş bir kurumdur.
Onların gözünde TSK artık, dişleri sökülmüş bir aslandan başka bir şey değildir.
Dengir Mir Mehmet Fırat’ın “Atatürk toplumda travma yarattı” düşüncesinin ilk eyleme geçiş şekli, laik Cumhuriyeti koruyan ve kollayan TSK’nın “onursal alanına” tecavüz etmek olmuştur.
Bu yapılanlardan sonra Türkiye’de artık onuruna dokunulmamış hiçbir kurum kalmamıştır. Bundan sonra, devletin yasama ve yürütmesi yanı sıra yargısını da ele geçirmiş olanlar, emekli olmuş ve olacak olan komutanları –herhangi bir senaryoyla- gözaltına alabileceklerdir.
TSK’nın en yüksek rütbelerine ulaşmış ve ulaşacak olan komutanlar, olayları değerlendirirken bu gerçekleri göz önünde tutmalıdır.
http://www.haberkapisi.com/ sitesinden 30.07.2010 tarihinde yazdırılmıştır.