12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Aziz Kocaoğlu,Melih Gökçek ve Kadir Topbaş'a onların ağzıyla cevap ve
20 Temmuz 2008 00:00






İzmir’in içme suyundaki arsenik düzeyi nedeniyle koparılan fırtınayı biliyorsunuz.



Sanırsınız, neredeyse arsenik zehirlenmesi olmak üzereyiz.



Sanırsınız içme suyunda arsenik hiç yoktur da, İzmir’in bazı bölgelerinin suyuna karıştı.



                                         ****



  Melih Gökçek, Ankara Belediyesinde yaptığı iddia edilen –ve de çok insanın inandığı- akıl almaz suistimallerin etkisinden kurtulmak için hemen bir polemik yaratıp İzmir’in suyuna –ve dolayısıyla Aziz Kocaoğlu’na- çamur attı.



  Kadir Topbaş’ın hedefinde de yine İzmir vardı, çünkü kendisi İstanbul’da akıl almaz plan  tadilatlarının yanı sıra İstanbulluya lağım suyu içirmekle de suçlanıyor.



  Her ikisinin başka bir hedefleri daha var: Seçim öncesi Kocaoğlu’na çamur atarak AKP’nin-elbette seçim tarihinde hala olacaksa- İzmir’de oyunu artırmak.



  Elbette böyle çirkin oyun ve karalamalar yaparak AKP’nin oyunu artırmak mümkün değildir. Avuçlarını yalarlar.



  Onlar avuçlarını yalar da, bizim Aziz Kocaoğlu’na bir iki önerimiz var:



  Artık, onları düzeyine inmeme çabasını biraz olsun bıraksın



  Melih’in ve Kadir Topbaş’ın bu saygısız sataşmalarına lütfen, onların üslubuyla yanıt versin. Ama sadece savunma amacıyla değil.  Onların, yaptıkları iddia edilen-bazıları belgelenen- suistimalleri, içme suyu konusunda halkın sağlığı ile nasıl oynadıklarını, plan tadilatlarıyla kimlere ne kazandırdıklarını herkese – elbette Ankara ve İstanbul halkına da-  bir güzel anlatsın.



  Ve bir de, Arsenik konusunda İzmirliye tatmin edici bilgiler aktararak şunları söylesin:






  Arseniğin her suda bir ölçüde bulunduğunu,



  Daha düne kadar otoriteler içme suyunun litresinde 50 mikrogram arseniğe izin verdiğini, 2001’de alınan bir kararla 2006’dan itibaren bu düzeyin 10 mikrograma çekilmesine karar verildiğini-geçiş süresinin 2008’e uzatıldığını,



  ABD’nin bazı Batı eyaletlerinde halen 30-50 mikrogram düzeyine varan arsenikli suların kullanılmakta olduğunu.



  Yani, arseniğin öcü olmadığını,



  Arseniğin sadece su yoluyla değil, en çok da gıda ile alındığını ve deniz ürünlerinde çok bulunduğunu,



  Arseniğin bazı deri, kalp-kalp damar, sinir sistemi hastalıkları ile kanser yapabildiğinin bilindiğini, ancak bugüne kadar ne Türkiye’de ve ne de Batı ülkelerinde yüksek arsenik düzeyine bağlı bir hastalık yayınlanmadığını, sadece Uzak doğu ve Bangladeş’te olabildiğini,



  Yakın tarihe kadar İspanya’nın bazı bölgelerindeki içme sularının litresinde 250 mikrogram arsenik bulunduğu saptandığını, buna karşın bir hastalık tablosu ortaya çıkmadığını,



 ANLATSIN.



  Ve de İzmir’in, sayıları ikiyi üçü geçmeyen bölgesinde, hem de yirmi mikrogramı bile bulmayan arsenik düzeyinin önemli olmadığını,



  Üstelik bunu bile çok dikkatli izleyerek gerekli önlemleri almakta olduğunu, yani o sulardaki arseniği 10 mikrogramın altına indireceğini tekrar tekrar anlatsın.



                                         ****



  Bir konu daha var, meraklısı için yazmayı uygun görüyorum;



Kan tahlili ile arsenik düzeyi araştırılması geçmişte ne kadar arsenik aldığımız konusunda karar verdirmez. Bunun için yapılması gereken şey, tırnak ve saç gibi vücut dokularının laboratuar incelemesini yapmaktır.



  Ancak, her laboratuarda da arsenik tahlili yapılmaz.



                                         ****



  Sevgili Başkan Kocaoğlu’nun sağlık ekibi bunları zaten birliyordur, ve onu aydınlatmışlardır ama ben halkın bilgilenmesi açısından işe yarar diye bunları yazdım.



  Elbette bu yazıyı asıl yazış nedenim Sayın Kocaoğlu’nun efendiliğini biraz olsun bırakıp, Melih Gökçeğe de Kadir Topbaş’a da –onların ağzıyla- cevap vermesi isteğimdir.



 



 





Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
ALINTI YAZILAR
ANKET
Eurovision Şarkımızı Beğendiniz mi ?