![]() Suat ÇAĞLAYAN |




İlginç bir meydan okumaydı.
Kılıçdaroğlu ve DMMF’nin televizyonlar önünde kapışacağını öğrenince çok mutlu olmuştum. Hem mutlu olmuş hem de şaşırmıştım, DMMF bu buluşmaya nasıl cesaret etti diye.
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun, belge olmadan hiçbir iddiada bulunmayacak kadar ilkeli ve dürüst olduğunu biliyordum.
Çünkü onun elindeki belgelerin ve sahip olduğu asil tavrın DMMF’yi dağıtacağını biliyordum.
Tek korkum, AKP’lilerin, yandaş noterleri kullanarak ortaya sahte belge sürme olasılığıydı.
Neyse ki, Deniz feneri olayındaki gibi bir durum olmadı ve sahte belge düzenleyecek bir noter çıkmadı.
****
İddialar korkunçtu ve DMMF, Kılıçdaroğlu’nun bunları kanıtlaması durumunda istifa edeceğini söylüyordu.
İkisi, Uğur Dündar’ın yöneticiliğinde aynı masaya oturduklarında, aralarında çok büyük “ağırlık” farkı olduğu görülüyordu.
Uğur Dündar’ın bir yanına, dürüst, çalışkan, belgesiz konuşmayan çok başarılı bir eski bürokrat, Kılıçdaroğlu oturdu.
Diğer yanına ise, kabadayılığı hüner sanan, kurduğu ve başkanvekili olduğu şirket hayali ihracata bulaşmış, ağzı sıklıkla bozulan, AKP Genel Başkan Yardımcılığını bürokratlara baskı yapmak için kullanan bir AKP politikacısı, DMMF.
****
Kılıçdaroğlu, sakin ve kendinden emin bir havada sorularını sormaya başladı.
İlk Raund:
Soru 1- DMMF bir devlet memuruna “iftira” atmış mıydı, yani müfteri miydi?
İddianın dayandığı kanıtları da şöyle açıkladı Kılıçdaroğlu: DMMF’nin ticaret şirketinde yapılan usulsüzlükler hakkında rapor yazan müfettiş, AKP Genel Başkan Yardımcısı DMMF tarafından iftiraya uğramış ve yedi sülalesi soruşturularak tam anlamıyla burnu sürtülmek istenmişti. Ama, müfettişin yargıda aklanması üzerine DMMF’nin memura yönelik suçlamaları “iftira” olmaktan öteye gidememişti.
DMMF, bu müfettişin CHP’den aday adayı olduğunu söyeleyerek kendini masum göstermeye çalıştı. O memurun CHP’li olduğu için kendisini zor durumda bıraktığını söyleyerek bir bakıma “CHP’li olan bu müfettişe az bile yaptım!” demek istediğinin farkında değildi galiba.
Bu raunda DMMF, iyi yumruk yedi ama köşesine giderken fazla dağılmamıştı.
İkinci Raund:
Soru 2- DMMF’nin sahibi ve Başkanvekili olduğu MENAS şirketi, hayali ihracata bulaşmış mıydı?
Ve Kılıçdaroğlu, aynı sakinlikle açtı dosyayı, kaldırdı belgeleri havaya. Hem mahkeme ve hem de Yargıtay kararlarıyla Dengir Mir’in sahibi olduğu Menas şirketinin hayali ihracat yaptığı kesinleşmişti.
DMMF kılıçdaroğlu’nu tam tanımamıştı herhalde. Onun bu kadar hazırlıklı olabileceğini ve MENAS şirketinin yapmış olduğu hayali ihracatı bu kadar ayrıntıyla belgeleyebileceğini düşünmüyor olmalıydı.
Bocaladı, başka davalar nedeniyle mahkemelerin verdiği kararları sanki MENAS’ın hayali ihracatı için verilmiş gibi göstermeye çalıştı.
Bocaladı, sesi titredi, yüz kasları sürekli farklı mesajlar vermeye başladı, kan-ter içinde kaldı.
Belge dedi, dürüstlük dedi, CHP dedi…
Dedi ama hiçbirini tutturamadı. Fıkra anlatmaya başladı. Başka konulara değinerek kendini kurtarmaya çalıştı.
Üçüncü Raund:
Soru 3- DMMF’nin firması MENAS’ın ihracat için Avrupa’ya giden kamyonlarının birinde 87 kilo eroin yakalandı mı?
Ve Kılıçdaroğlu elindeki belgeleri verdi herkese.
DMMF, ikinci raunda zaten dağılmıştı. Kimseyi tatmin etmeyen, savunmaya da benzemeyen, bazı şeyler söylemeye çalıştı. Ama kimse bir şey anlamadı söylediklerinden.
****
Bu TBMM buluşmasını izleyenler, sanırım bir kez daha Kılıçdaroğlu’na hayran olmuşlardır.
Ve bir kez daha AKP zihniyetinin ne olduğunu ve bir AKP Genel Başkan Yardımcısının nelere bulaşabileceğini gözleriyle görmüşlerdir.
Peki, bütün bu kanıtlanmış suçlara rağmen DMMF istifa eder mi?
Hiç sanmıyorum.
Zaten neden istifa etsin ki!
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim | haber | haberler | ege haberleri



