12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Düşük profilli TSK ve ülkenin geleceği...
08 Ağustos 2008 00:00

 





  Son 7-8 aydır Türk Silahlı Kuvvetlerinde görülen sessizlik ve düşük profil  bir şaşkınlığa yol açmış gibi görünüyor. AKP’ye yakınlığıyla bilinen eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök zamanında yaşanan bu “düşük profil” döneminin –hiç beklenmediği halde- Orgeneral Büyükanıt’la da yaşanması bu şaşkınlığın ana nedeni.



  Elbette, Sayın Büyükanıt’la ilgili (Sayın Büyükanıt tarafından mahkemeye verilmiş olan) bazı iddiaların gerçek olabileceğini düşünmek sadece TSK’ya haksızlık olmakla kalmaz, TSK’ya sevgi ve saygı duyanlar için de yaralayıcı olur.



  Bu nedenle TSK’nın AKP karşısında göstermiş olduğu “düşük profil”de “kişisel” olmayan başka nedenler aramak gerekir. Ama ne?



  Bu konuda herkesin dilinde “Dolmabahçe Görüşmesi” var.



  27 Nisanda Genelkurmayın hükümete verdiği e-muhtıradan kısa süre sonra Dolmabahçe Sarayında Başbakan Tayyip Erdoğan’
la Orgeneral Büyükanıt arasında yapılmış olan görüşme TSK tarihine geçecek gibi görünüyor.



  İki kişi arasında ne konuşulduğu elbette –açıklanmazsa- kimse tarafından bilinmeyecek. Bilinmeyecek ama, bu görüşmeden sonra TSK’nın derin bir sessizliğe gömülmesi de basit bir rastlantıyla açıklanamayacak önemdedir.



                                                   ****



  Sayın Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanlığından ayrıldığında, onun AKP ile “sular seller” gibi uyum içinde çalışmış olmasından rahatsız olan Cumhuriyetçiler çok mutlu olmuşlar ve Sayın Büyükanıt’tan aşırı bir beklenti içine girmişlerdi. Beklentinin yüksekliğinden olacak, Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı oluşundan bir süre sonra aynı kalemler bu kez “Bu da Özkök’ten farksızmış” diye yazmaya başlamışlardı.



  Sayın Büyükanıt, kişilik yapısıyla bir Hilmi Özkök değildi. Daha dışa dönük, sosyal olaylara daha yatkın, Fenerbahçe için sarı-lacivert bayrağı alıp sokağa inecek kadar fanatik olabilen, gazetecilerle diyaloğa girmekten çekinmeyen bir kişiliği vardı. Onun bu özelliklerini sempatik bulanlar kadar eleştirenler de oldu.



  Ama onu eleştirenlerin en önemli savları, onun zamanında Türk Silahlı Kuvvetlerinin algılanma ve önemsenmesindeki geri gidiş oldu.



                                                   ****



  TSK’yı, Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin koruyucusu ve kollayıcısı kabul edenler burukluk içinde şimdi şunları sormaktadırlar;



1-     Sayın Hilmi Özkök’le başlayarak Sayın Büyükanıt’la devam eden süreçte TSK’nın misyonunda (yazılı olmayan) bazı değişiklikler olmuş mudur?



2-     Eskidenberi, ülkenin bölünmez bütünlüğü ile laik Cumhuriyete yönelik tehditler aynı değerde algılanırken, artık “şeriat tehdidi” ağırlığını mı yitirmektedir?



3-     Anayasa Mahkemesi AKP’yi “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olarak suçlu ilan ederken, Ordumuz AKP’nin “Ilımlı İslam Projesi”ndeki rolüne ve bunu gerçekleştirmek için yapmakta olduklarına Anayasa Mahkemesinden daha hoşgörüyle mi bakmaktadır?



4-     Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmış olan bir komutanın (eşinin fazla çikolata alması gibi nedenlerle) yargılanmasına (ve ardından hapse atılmasına) izin veren zamanın Genelkurmay Başkanı Özkök, TSK’da bir “saygı kırılması”na neden olmamış mıdır?



5-     Bugün, en büyük rütbelere gelmiş iki komutanın, hangi iddia ile olduğu bile bilinmeden bir “gözü kara” savcı tarafından içeri tıkılması Türk Silahlı Kuvvetlerinin saygınlığına yeni bir darbe olmamış mıdır? Eğer iddialarda dişe dokunur bir şeyler varsa, TSK yargılamayı kendi bünyesinde yapamaz mıydı?



                                                     ****



  Keşke Türk Silahlı Kuvvetlerinin saygınlığı korunabilse.



  Keşke Türk Silahlı Kuvvetleri; dinci, bölücü ve ikinci cumhuriyetçilerin “görmek istediği” gibi olmasa.



 





Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
ALINTI YAZILAR