12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Fatih Terim ve Emre Belözoğlu
16 Eylül 2008 00:00

  



   Fatih Terim ile Emre Belözoğlu’nu ilgiyle izliyorum.



   Fatih Terim’in megalomani düzeyindeki ruh haline, ancak Türkiye’nin “ezilmiş” insanlarının katlanabileceğine inanıyorum.



   İnsanları, megalomani ile ezmek, basını da yine aynı megalomaninin göz korkutulucuğu içinde baskı altına almak hiç zor değil Türkiye’de.



   Her an tiyatro sahnesindeymiş gibi rol kesiyor, Fatih Terim.



   Kaşlarını bir yukarı kaldırıyor, bir aşağı indiriyor. Bir kaşı yukardaysa diğeri anında aşağıda. Ağzını bir büzüyor, bir geriyor. Kollarının nereye gideceği belli değil. Onunla konuşanlar en az
2 metre uzakta durmak zorunda.



  Sadece üstünlük kompleksi olsa iyi, aynı zamanda sinir küpü.



  Belçika’lı Teknik Direktör Vandereycken’in kışkırtması üzerine kendini tutamayıp adama saldırıya geçiyor. Araya girmeseler, Türk Milli Takımını bir daha izleyemeyeceğimiz bir gerçek. Adama saldırıp onu yumruklamasının cezasını en çok biz çekeceğiz.



  O zaman, büyük olasılıkla sahamız kapatılacak ve milli takım, uluslar arası turnuvalardan ihraç edilecek.



  Fatih Terim, Vandereycken’e saldırması nedeniyle özür diliyor, ama nasıl?



  Özür diler gibi yapıyor. Daha doğrusu, özür dilerken bile kompleksinin doruğunda, şunları söylüyor:



  “Bazen çok büyük krizleri halleden ben, bazen böyle hata yapabiliyorum”



  Ardından da futbol etiğinden ne denli nasibini almış(!) olduğunu gösterircesine, Belçika Milli Takımının Teknik Direktörüne ağzına geleni söylüyor. Adamın kariyerinin ne denli “düşük” olduğunu anlatmaya çalışarak, “Onunla muhatap olmamalıydım” diye ekliyor.



                                 ****



   Fatih Terim bu medyaya ne söylese haklıdır.



   Bu Bizans medyası değil midir, Fatih Terim’i göklere çıkaran.



   Bu İstanbul medyası değil midir, Türk Milli Takımını dünya üçüncüsü yapan Şenol Güneş’i “köylü” bulup onun ayağını kaydıran.



   Bu medya değil midir, Türkiye’nin en kaliteli “okullu” teknik direktörü olan Ersun Yanal’a savaş açıp onu ulusal takımımızın başından ayrılmaya zorlayarak, Fath Terim’i getiren.



   Ersun Yanal milli takımın başındayken yazdığım bir yazıda, “Fatih Terim İstanbul’da boş otururken, Bu media Ersun Yanal’ın yakasını bırakmaz” demiştim.



   Çok geçmeden de, Ersun gitti, Fatih geldi.



                                 ****




 



  Bir de Emre Belözoğlu denen “sinir küpü”nden bahsetmek istiyorum.



  Aslında Emre, 18 yaşında yaşlanmaya başlamış bir genç.



  Keşke o zamanlar çok iyi futbol oynamasaydı da, çevresi-ve elbette basın- tarafından pompalanıp bu hallere getirilmeseydi diye düşünüyor insan. 



  Keşke o zaman, bu başarılı genç adam, Galatasaray’da değil başka bir kulüpte bulunsaydı da tarikatlardan uzak kalabilseydi.



  Keşke Emre Belözoğlu, Fatih Terim’le değil, başka bir teknik direktörle çalışsaydı da Fatih’in hırçınlığını ve megalomanisini kendine örnek almasaydı.



  Ama işte, çok küçükken futbola başlamış bu “çocuk adam”, yeterince eğitim de alamadığı için, önünde Fatih Terim gibi göklere çıkarılmış bir örneği bulunca, kolaylıkla yoldan çıkıveriyor.



  Tribünlere saldırıyor, spor yazarlarına saldırıyor, takım arkadaşlarıyla yumruklaşıyor…



  Üstelik bu adam, Fatih Terim tarafından milli takıma “kaptan” yapılıyor.



                                 ****



  Emre’nin “hırçınlık performansı” arttıkça futbol performansı düşüyor. Çünkü Emre, önündeki topu en etkili yere atmayı değil, o topu kendisini eleştirenlerin kafasına vurmayı düşünüyor olmalı.



  Lütfen bu çocuğu kurtarın!



  Milli Takım kaptanlığını ondan alın ve onu bir psikiyatri uzmanının denetimine verin.


Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Yazarın Diğer Yazıları
ALINTI YAZILAR