![]() Suat ÇAĞLAYAN |




Kamran İnan saygı duyduğum bir politikacıdır. Onun çok beğendiğim bir sözü hep kulaklarımdadır.
Şöyle der, Sayın İnan: “Türkiye kadar kendi hainini yetiştiren bir başka ülke yoktur!”
Kamran İnan'ın ne kadar haklı olduğunu anlamak için bazı günlük gazeteleri okumak, ya da bazı televizyonları izlemek yeterlidir sanıyorum.
Ulusal güçleri aşağılayanlar mı ararsınız.
Yoksa yalan haberlerle ve acımasız saldırılarla Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) halkın gözünden düşürmeye çalışanlar mı!
Veya ülkeyi bölmeye çalışanlara destek veren ve terör örgütüne akıl hocalığı yapanlar mı!
Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyetin yerine İslam cumhuriyeti kurmak isteyenlere destek verenlerse saymakla bitmez.
****
Hiçbir demokratik ülkede, o ülkenin koruyucu gücü olan silahlı kuvvetlerine karşı saldırı hoşgörü ile karşılanmaz.
Hele de bu saldırılar yalan ve hakaretlerle dolu ise ve de bu iş silahlı kuvvetleri halkın gözünden düşürmek için dış güçlerle işbirliği içinde yapılıyorsa…
Ama Türkiye'nin silahlı kuvvetleri, bu hainlerin hedefi oluyor.
TSK, Türkiye kadar yalnız ve Türkiye kadar savunmasız hale getirilmek isteniyor.
TSK'yı etkisiz ve yetkisiz hale getirmek için ve de halkın gözünden düşürmek, ona olan güveni ortadan kaldırmak için ne yazık ki, demokrasi kullanılıyor.
Çünkü TSK'yı sadece “sınırları korumaya” tutsak etmenin ve Atatürk'ün laik cumhuriyetini koruma ve kollama görevinden alıkoymanın en kolay yolunun, onu demokrasi gerekçesiyle baskılamak olduğunu çok iyi biliyorlar.
****
Nasıl ki Türkiye, iç ve dış hainlere karşı gücünü kendinden almak zorundaysa, TSK da kendi gücüne sahip olmak, ve ne pahasına olursa olsun, elindeki gücü zaafa uğratacak hiçbir ödünü hiçbir çevreye vermemek zorundadır.
Ancak şu gerçektir ki, TSK'yı yıpratmak isteyenler önemli bir yol almışlardır.
Bunda AKP, ABD ve AB'nin ortak çalışmaları kadar, TSK'yı yakın geçmişte yöneten komuta kademesinin de büyük sorumluluğu vardır.
AKP ile “su gibi uyum içinde” çalışan önceki genelkurmay başkanları, kendilerini “meteoroloji genel müdürü” yerine koymak isteyen AKP önderine “baş üstüne” dedikçe elbette TSK laik Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinden uzaklaşmış olacaktı.
Oluşan kısır döngü sonucu TSK, “etkin ve koruyucu güç” olmaktan uzaklaşmakla kalmamakta, kendisine düşman olanların saldırılarının yoğunlaşmasına da neden olmaktadır.
Bugün gelinen nokta işte budur.
****
Taraf Gazetesinin TSK'yı hedef alan yayınlarının ne anlama geldiğini ve neden yapıldığını anlamayan var mı, bilmiyorum. Ama onun gibi yayın organlarının yaptığı TSK tahribatı elbette- sürdürülmemesi koşuluyla- giderilebilecektir. Ancak bundan daha büyük başka bir tehlike vardır.
Beni korkutan şey, daha düne kadar komutanlarımıza düşman gözüyle bakan bazı dinci medianın bugün TSK'yı koruyucu bir havaya girmiş olmasının nasıl yorumlanacağıdır.
Taraf Gazetesi ile İslamcı media ve AKP arasında gizli bir anlaşma yapılmış gibi oynanmakta olan “iyi polis, kötü polis” oyunundan bahsediyorum.
Taraf, TSK'ya saldırdıkça Tayyip bey ve bazı İslamcı gazeteler TSK'ya sahip çıkıyor.
Tam bir oyun oynanıyor, anlayanları güldüren bir oyun.
Tayyip Bey daha önceki komutanlarla bulduğu huzurlu ortamı şimdikilerle de elde etmek için, “iyi polis” rolünü oynuyor, dinci basın da bu fırsatı kullanıp TSK'ya “sızmak” istiyor olmalı.
.****
Elbette şimdiki komutanlar yerse…
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim | haber | haberler | ege haberleri




Kendimizi yerimizi belli edip düşmana daha iyi bilgi vermek için mi?...