![]() Suat ÇAĞLAYAN |




Sayın Genelkurmay Başkanım İlker Başbuğ,
Bizler, bugüne dek, Genelkurmay Başkanlarından çok şey bekleyip de ağzı yanmışlar olarak, sizden daha az beklentimiz olduğunu bilmenizi istiyoruz.
Beklentimizi özetlemeden önce 80 sonrası Genelkurmay Başkanlarına bir göz atmak sanıyorum yararlı bir irdeleme olacaktır.
Bin dokuz yüz seksen ihtilalinden sonra Türkiye’de 9 orgeneral Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Bunlardan üçü (Kenan Evren, Nurettin Ersin, Necdet Üruğ) ihtilali yapan komutanlar olduğundan onları ayrı bir kategoriye koymak gerekiyor. Asıl sözkonusu edilmesi gerekenler bunların ardından gelen Genelkurmay Başkanları.
Şimdi onlara kısaca göz atalım:
1- Org. Necip Torumtay, çok önemli bir dönemde Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Öyle bir dönemdi ki, Turgut Özal askeri birlikleri “şortla” denetliyor, Genelkurmay Başkanını “memuru” olarak görüyor, istediği an onu azledebileceğini sanacak kadar Genelkurmay Başkanlığını “hafife” alıyordu. Onun bu aşağılayıcı tutumu, Irak’ı işgal gibi maceracı bir yaklaşımla birleşince Orgeneral Torumtay, onurlu ve yurtsever bir Genelkurmay Başkanının yapması gerekeni yaparak, istifa etti.
2- Org. Doğan Güreş’ten Genelkurmay Başkanı olarak akılda fazla bir şey kalmadığını sanıyorum. Ona, Genelkurmay Başkanlığı makamını Başbakanın “emrinde” bir makam haline getirmiş olduğu için “Tak Şak Paşa” denmesi ve daha sonra bu sadakati sayesinde TBMM’ye Çiller’in milletvekili olarak girmesi hoş anılar olmasa gerek.(Bir Genelkurmay Başkanı nasıl olur da milletvekili olmak ister aklım almıyor. Bu hareket bile o makama vurulmuş bir darbe olmuyor mu?)
3- Org. İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanının sorumluluğunu ve bu makamın ağırlığının nasıl olması gerektiğini çok iyi bilen bir komutandı. Çalıştığı Başbakan’larla ve devleti temsil edenlerle olması gereken ilişkiler içinde bulunmuş ve iyi anılarla köşesine çekilmiştir.
4- Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu da Org. Karadayı gibi iyi izlenimler bırakarak, ama herkese “keşke görev süresi uzatılabilseydi” dedirterek dönemini sonlandırdı. ( Rahmetli Ecevit’in, Kıvrıkoğlu’nun görev süresini uzatma isteği konusunda çok şey yazıldı. Anlatılanların çoğu elbette gerçek. Ancak bu görev uzatımının gerçekleşmemesinde etkili olduğunu bildiğim bir başka neden daha var).
Evet, yıl 2002 Ağustosu idi ve AKP’nin iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılıyordu. AKP’nin, bugün Anayasa Mahkemesi tarafından tescillenmiş olduğu üzere, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu ve ülkenin başına dertler açacağı herkes tarafından biliniyordu. Böyle bir dönemde Hüseyin Kıvrıkoğlu gibi, laiklikten ödün vermeyen bir Genelkurmay Başkanına ihtiyaç olacaktı. Halbuki, Orgeneral Hilmi Özkök’ün adı çevresinde “AKP’ye yakın” şeklinde spekülasyonlar dolaşıyordu.
Zaten, 2002’den sonra gelen Genelkurmay Başkanlarının en büyük şanssızlıkları, AKP ile çalışma zorunda olmalarıydı.
Öyle ya, Atatürk’ün Türk Silahlı Kuvvetlerine verdiği en önemli görev “laik rejimi” koruma ve kollamasıydı. Ama şimdi hem Atatürk’le ve hem de laik rejimle hesaplaşmak isteyen bir parti iş başındaydı.
Gelecek yazıda, Org. Hilmi Özkök ve sonrası anlatılacak
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim | haber | haberler | ege haberleri





